Ubeydullah-ı Ahrâr, Hak âşığı bir velî,
Sohbeti, insanlara, olurdu fâideli.

Şefkat ve merhameti, pekçoktu yârânına,
Her kimin derdi olsa, koÅŸup gelirdi ona.

Kim düşse sıkıntıya, dünyâ ve âhiretlik,
O işin hâlli için, ona gelirlerdi ilk.

Yanına giren herkes, kederli olsa da pek,
Çıkıyordu mutlaka, neÅŸ’eli ve gülerek.

Öyle emir almıştı, çünkü o, üstâdından,
Girenler, sevinç ile, çıkıyordu yanından.

Buyurdu: “İnsanların, rızkını cenâb-ı Hak,
Kullarının eliyle, verir âdet olarak.

Her kim bol bol verirse muhtâçlara malını,
Çoğaltır Rabbimiz de, ona ihsânlarını.

O kısarsa, Allah da, ona kısar şüphesiz,
Yâni ihsân edene, ihsân eder Rabbimiz.”

Bir gün de buyurdu ki: “Allah adamlarının,
Yalnız zâhirlerine, bakmayın aman, sakın!

Aldanır büyüklerin, dış hâline bakanlar,
İstifâde yerine, görürler büyük zarar.

Zîrâ cenâb-ı Allah, “İnsanlık sıfatları”,
Altında gizlemiştir, dünyâda bu zâtları.

KureyÅŸ kâfirleri de, Allah’ın Resûlünün,
Zâhirine bakarak, aldanmışlardı o gün.

Derlerdi ki: “Bu nasıl peygamberdir, ÅŸaşılır,
Bizim gibi yer içer, sokaklarda dolaşır.”

Lâkin îmân edenler, O’na, peygamber diye,
Bakarak kavuÅŸtular, rızâ-i İlâhîye.”

Buyurdu ki: “ÃŽmânın, sûret ve aslı vardır,
Bu bâbda, bir büyük zât, şöyle buyurmuşlardır:

“Senelerdir îmânı, anlattım zaman zaman,
Ve lâkin üçü beÅŸi, geçmedi tam anlayan.”

Bu sözün hikmetini, hocamdan suâl ettim:
“İmânı tam anlamak, niçin zordur efendim?

Âmentü’nün îzâhı, var din kitaplarında,
Onu da her müslüman, ezber eder ânında.”

Buyurdu: “Âmentü’yü, bilip ezberlemekle,
Îmânın hakîkati, kolayca geçmez ele.

Asıl îmân ÅŸudur ki, Allah’tan korkusundan,
Bir küçük günah bile, geçirmez hâtırından.

Meselâ kul hakkını, düşündüğünde o zât,
Ayağını uzatıp, yatamaz rahat rahat.”

Bir gün de buyurdu ki: “KardeÅŸim aman sakın,
Büyüklere sormadan, bir işe kalkışmayın!

Yanılır ekseriyâ, çünkü sizin aklınız,
Sonu pişmanlık olur, sormadan yaparsanız.

Hâlbuki akl-ı selîm, sâhibidir büyükler,
Her kararda, doğruyu, isâbet ettirirler.

Kendi aklını atıp, kim uysa bu zâtlara,
Dünyâ ve âhirette, uğramaz bir zarara.

Her kim de beğenirse, yalnız kendi aklını,
Kabûllenmiş demektir, o kendi zararını.

Hâlbuki bir müslüman, bir iş yapmadan önce,
Bir Allah adamına, danışırsa güzelce,

Hayırsız olsa bile, netîcesi o işin,
Hayra tebdîl olunur, ona sorduÄŸu için.”

Tarih : Mayıs 8th, 2008 Yorum : Yorum Yok Kategori : şiirlerle menkıbeler
Etiket :

Rss Yorum

Yorum Yok

Yorum yok.

Yorum yaz